Sosyal Kaygı Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Günümüz koşullarında elimizden telefonları düşürmüyoruz; sürekli insanlarla iletişim içerisinde olmaya çalışıyoruz. Daha önce birisiyle telefonda görüşme yapma fikri sizde korku oluşturdu mu?

Veya bir sorununuzu sırf birileriyle telefonda muhatap olmamak için ertediğiniz oldu mu? Telefonun yanında, mesela yakın arkadaşlarınızla sohbet ederken yaptığınız tatsız bir şakadan dolayı rezil olduğunuzu düşünerek sosyal çevrenizden uzaklaştınız mı hiç? Eğer bu tip durumları yaşıyorsanız, sizi sosyal anksiyete (kaygı) bozukluğunun dünyasıyla tanıştıralım!

Sabah evden çıkarken kapı komşumuza “merhaba” demek, bir şeyler almak, apartman görevlisiyle konuşmak gibi günlük hayatımızın sıradanlaşmış sosyal ilişkilerinde dahi bazı kişiler yoğun bir panik ve endişe duyabilirler. Bu panik ve endişe hali kendisini anksiyete bozukluğunun birçok farklı şekilde gösterebilir. Topluluk önünde konuşmak, yabancı kişilerle iletişime geçmek gibi durumlarda kendisini gösterebileceği gibi çok daha genel bir anksiyete bozukluğu olarak da belirebilir.

 

1- NORMAL DİYALOGLAR İÇİN AKLINIZDA HAZIR ŞABLONLAR MI VAR?



Gün içerisinde karşılaşıp iletişim kuracağınız insanlara herhangi olumsuz bir durumda sizi hangi cümlelerin kurtarabileceğini sürekli kurguluyor ve cümle kalıpları hazırlıyorsanız sosyal kaygı bozukluğuna sahip olabilirsiniz. Sosyal anksiyete bozukluğu yaşayan insanlar “saçma, tuhaf, küçümseyici” bir şey söylemek istemedikleri için zihinlerinde daima hazır senaryolar ve cümle kalıpları bulundururlar ve günlük hayatta insanlarla iletişime geçmeden önce bu senaryolara ve cümlelere çalışırlar. Bu durum da onların kendilerini daha güvende ve rahat hissetmelerini sağladıklarına inanırlar.

2- BAŞKALARININ SİZİN HAKKINIZDAKİ DÜŞÜNCELERİNE FAZLA MI ÖNEM VERİYORSUNUZ?

 

Bu abartılmış empatik projeksiyon hali sosyal kaygı bozukluğundan muzdarip bir zihnin en ayırt edici özelliklerinden biridir. Siz farkında olmasanız bile bilinçaltınızda sürekli başkalarının hakkınızda ne düşündüğünü, sizi yargılayıp yargılamadıklarını sorgulayan bir İiç ses vardır. Sosyal anksiyete bozukluğu yaşayan bireyler genellikle çevrelerindeki herkesin ön yargılı olduğu, kendilerine karşı kin ve nefret dolu oldukları ve bu nedenle yaptıkları en ufak bir hata nedeniyle dahi acımasızca eleştirileceklerine dair hayali ve gerçek olmayan bir dünya yaratırlar. Bu düşüncelerin gerçek olmadığını bilseler bile ( ki çoğu sosyal anksiyete problemi yaşayan kişi bu durumun farkındadır) yaşadıkları son derece etkileyici ve kuvvetlidir.

 

3- YABANCILARLA KONUŞMAKTAN KAÇINMAK İÇİN HER YOLU DENİYOR MUSUNUZ?

 

Sosyal kaygı bozukluğu özellikle kaygı yaratan sosyal durumlardan “kaçınma” davranışıyla kendisini gösterir. Bu kaçınma davranışı her türlü sosyal etkileşim için geçerlidir; davet edildiğiniz bir partide mümkün olan tüm süreyi banyoda geçirmek, herhangi biriyle konuşmak zorunda kalmamak için hayatınızı uzaktan siparişler üzerine kurmak ya da bu tür ufak konuşmalar için yakınlarınızdan medet ummak gibi “kendinizi ifşa etmekten” kaçınabileceğiniz tüm senaryolar bu kaçınma davranışına en iyi örnektir.

 

4- SOSYAL HAYATTA YAPTIĞINIZ UFAK HATALAR PEŞİNİZİ BIRAKMIYOR MU?

 

Sosyal anksiyete bozukluğu yaşayan kişilerin her ne kadar başkaları için önemli olmadıklarını bilseler bile sosyal hayatlarında yaptıkları ufak hataları görmezden gelmeleri neredeyse imkansızdır. Ağzımızdan kaçan o ufak, gereksiz cümle bazen haftalarca uykularımızın kaçmasına, kendimize en ağır cezaları vermemize neden olur. Başkalarının hakkımızda olumsuz düşünceler içinde olduğu yanılsaması kolaylıkla silkelenip içinden çıkabileceğimiz bir duygu durumu değildir.

 

5- SOSYAL AKTİVİTELERE KARŞI DUYDUĞUNUZ PANİK FİZİKSEL BELİRTİLER GÖSTERİYOR MU?

 

Sosyal anksiyete (kaygı) bozukluğu yalnızca zihin düzeyinde yaşanan bir problem değildir. Vücudumuzu da etkileyen bir bozukluktur. Panik ve kaygı duygularıyla birlikte; kalp ritminde hızlanma, terleme, mide bulantısı, baş dönmesi gibi fiziksel semptomları da beraberinde doğurur. Panik ve anksiyete bozukluklarında çoğunlukla vücudun kaçma savaşma mekanizmasını temsilen görülen bu fiziksel belirtiler gerçekten korkutucu ve rahatsız edici bir durumdur.

 

6- UZUN ZAMANDIR KENDİNİZİ BÖYLE Mİ HİSSEDİYORSUNUZ?
 

Araştırmalar Sosyal anksiyete bozukluğunun genellikle kendilik algımızın en yüksek olduğu ve başkalarının tepkilerine karşı en hassas olduğumuz 13-14 yaş civarında ortaya çıktığını ve 11-19 yaşları arasında başladığını belirtiyor. Ayrıca son yıllarda yapılan çoğu araştırma bu yaştaki çocukların yaşıtlarından gördüğü kabadayılık, dalga geçilme gibi durumların da ilerleyen yaşlarda sosyal kaygı bozukluğu şeklinde kendini gösterebildiğini belirtiyor.
Yukarıda belirtilen durumlar size de tanıdık geliyorsa vakit kaybetmeden anksiyete bozuklukları konusunda uzman bir psikoterapist ile görüşmenizde ve terapi seçeneklerini konuşmanızda yarar var.

Psikoterapist İhtiyacınız olduğunu Düşünüyorsanız Buraya Tıklayarak Yardım Alabilirsiniz.